TERCEME-İ AKRABÂDÎN SABUNCUOĞLU ŞEREFEDDİN (GİRİŞ-İNCELEME-METİN-DİZİNLER)

 

Anadolu sahasında XIII. yüzyılda yazı dili olarak şekillenmeye ve kullanılmaya başlanan Oğuz Türkçesiyle, 14. yüzyıldan başlanarak telif ve tercüme birçok tıp eseri verilmiştir. Bu eserler içerisinde Arapça ve Farsçadan yapılan tercümelerin sayısı oldukça fazladır. Tıp alanında ve diğer pozitif bilim dallarında yapılan bu türden tercümeler -telif eserlerle birlikte- Türkçenin bilim dili olarak da kullanılabileceğini göstermiş ve zamanla da tıp dili, hukuk dili vb. özel dillerin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

Terceme-i Akrabâdîn 15. yüzyılın önemli hekim ve cerrahlarından olan Sabuncuoğlu Şerefeddin tarafından Cürcânî lakabıyla tanınan büyük İslâm hekimi Zeyneddin Ebu’l- Fazl İsmail bin Hüseyin Cürcânî’ye ait Zahîre-i Harzemşâhî adlı Farsça eserin Akrabâdîn kısmının Türkçeye tercümesidir. Farmakolojik bir tıp metni olan Akrabâdîn çeşitli ilaç terkiplerinin yapılış şekilleri göz önünde bulundurularak sıralanmasıyla oluşturulmuş bir eserdir. 1454 yılında yazılan eserin bilinen üç nüshası vardır. Çalışmamızda Süleymaniye Kütüphanesi Fatih Kitaplığı 3536 numarada kayıtlı nüsha esas alınmış, diğer nüshalar destek ve kontrol nüshaları olarak kullanılmıştır.

Çalışma giriş, inceleme, metin ve dizinlerden oluşmaktadır. Giriş bölümünde genel olarak çalışmanın içeriği, çalışmada kullanılan yöntem anlatılarak çalışmanın amacı vurgulanmıştır. İnceleme bölümü imlâ özellikleri, ses bilgisi, şekil bilgisi, söz dizimi, söz varlığı ve istatistiksel veriler olmak üzere altı bölümden meydana gelmektedir. Yedinci bölümde metin, sekizinci bölümde dizinler yer almaktadır. Bu bölümde yer alan Genel Dizin çözümlemeli olarak hazırlanmış, dizinde kelimelerin sözlük anlamları da verilmiştir. Genel dizinden sonra metinde kullanılan çekim ekleriyle bu eklerin geldiği sözcükleri gösteren Ek Dizini ve sözcüklerin kullanım sıklığını gösteren Sıklık Dizini yer almaktadır. Metinde geçen özel isimlerin gösterildiği özel adlar diziniyle sözlük hazırlanırken kullanılan bitki adlarının Latince karşılıklarının dizinleri de dizinler bölümüne ilave edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Sabuncuoğlu Şerefeddin, Terceme-i Akrabâdîn, Eski Anadolu

XIII.century in the fıeld of Anatolia with Oğuz Turkish was used as written language and shaped, given many copyright and several medical works among these works, Arabian and Persian were quite much. The translations made in the field of medicine and exact science like that sort showed that Turkish language can be used as a scientific language and has prepared the ground to use a special area.

Terceme-i Akrabâdîn is one of the most important physician and surgeon of fifteenth century by Sabucuoğlu Şeraffettin known as Cürcânî nickname, the great Islam physician Zeyneddin Ebu’l-Fazl İsmail bin Hüseyin Cürcânî’ belonged to Zahîre-i Harzemşâhî work in Persian, the translation of Akrabâdîn chapter. Akrabâdîn is a work of a pharmacology item that consists of some drugs combinations. It was written in 1454 and there were three copies of it. In this study, Süleymaniye library, Fatih bookcase 3536 registered copy was predicated on and other copies were used as support and control copy.

This study is composed of introduction, investigation, text and index, the general content of work, the method used in the work, the aim of the work were stated In the introductory chapter. In the investigation chapter has spelling features, phonetics, figure knowledge, syntax, vocabulary that composed of six parts. The text is in the six chapter, index is in the eight chapter. In this chapter, general index was prepared as analysis. and given their meanings as well. In the text, while the proper noun was arranging to indicate as special proper noun index, the translation of plants names index in Latin were added to index chapter.

Key Words: Sabuncuoğlu Şerefeddin, Terceme-i Akrabâdîn, Old Anatolian Turkish, Language Analysis, History of Medicine.

GİRİŞ

XIII. yüzyılda Anadolu sahasında yazı dili olarak şekillenmeye ve kullanılmaya başlanan Oğuz Türkçesiyle bu yüzyıldan itibaren birçok telif ve tercüme eser verilmiş, Anadolu Selçukluları devrinde ilmî ve edebî eserlerde yazı dili olarak kullanılan Arapça ve Farsça yerini yavaş yavaş Türkçeye bırakmaya başlamıştır. Anadolu sahasında tıp alanında verilen ilk Türkçe eserler ise 14. yüzyıla rastlar. 14. ve 15. yüzyıllarda Anadolu coğrafyasında Türk hekimler çok önemli tıbbî eserler vermişlerdir. Bu eserlerin bir kısmı incelenmiş ve metin olarak yayımlanmıştır ancak bunun yeterli olduğu söylenemez.

Sabuncuoğlu Şerefeddin tarafından tercüme edilmiş olan Akrabâdîn birçok bakımdan değerlidir. Her şeyden önce farmakolojik olması münasebetiyle tıp terimleri; bitki, organ, cevher, hayvan ve hastalık adları bakımından da oldukça zengin bir dil malzemesine sahip olan eserin metninin ortaya konularak bu alanda çalışma yapanların istifadesine sunulması önem arz etmektedir.

Tercüme eserler, dilin tercümenin yapıldığı alanda tercümenin yapıldığı dilden geri kalmadığını göstermeleri bakımından dikkat çekici ürünlerdir. Dolayısıyla da Akrabâdîn gibi bir ihtisas eserinin Türkçeye tercümesinin yapılmasından hareketle, tercümenin yapıldığı dönemde Türkçenin tıp dili oluşturma noktasında oldukça mesafe aldığını söylemek de yanlış olmasa gerektir.

Terceme-i Akrabâdîn’i Türk dili araştırmaları bakımından önemli kılan diğer bir noktaysa tercüme edilen eserde bulunmayan ve Sabuncuoğlu tarafından esere sonradan ilâve edilen ıstılah lugatıdır. Bu bölüm terim sözlüğü ya da ihtisas sözlüğü olarak değerlendirilebilir. Esere bu özelliği dolayısıyla Edviye-i Müfrede’yle birlikte Eski Anadolu Türkçesinin ilk ihtisas sözlüklerindendir demek yanlış olmaz.

Araştırmanın Konusu

Araştırmamızın konusu, Eski Anadolu Türkçesi Dönemi eserlerinden Sabuncuoğlu Şerefeddin’in Terceme-i Akrabâdîn adlı eserini çeviri yazı alfabesine aktararak, ses bilgisi, şekil bilgisi, söz dizimi ve söz varlığı açısından incelemek, dizinlerini ve sözlüğünü hazırlamaktır.

Araştırmanın Önemi

Kütüphanelerimizde ve kişisel koleksiyonlarda Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait binlerce el yazması eser mevcuttur. Bu yazmaların bir kısmı üzerinde bilimsel çalışma yapılmış olmasına rağmen, dönemin dil özellikleriyle ilgili farklı bulgular elde edilebilecek birçok eser olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Bu eserlerin Arap alfabesinden Latin alfabesine aktarılarak, dil özelliklerinin incelenmesi Türk dili açısından önem taşımaktadır. Ayrıca eserlerin söz varlığı açısından da değerlendirilerek sözcükler, bu sözcüklerin kullanılış şekilleri, anlamlandırılmaları, kelime grupları ve cümlelerin kuruluş ve kullanılış açısından da değerlendirilmesi sonucu yeni verilere ulaşılacağı muhakkaktır.

Araştırmanın Amacı

Eserin farmakolojik bir tıp metni olması münasebetiyle yazıldığı döneme ait bitkiler ve bu bitkilere verilen isimler bakımından da oldukça ilginç verilere ulaşılacağı düşünülmektedir. Zira dönem eserlerinde Türkçeye hem Arapça ve Farsçadan hem de bu iki dil kanalıyla Grekçe, Hintçe, Süryanice vb. dillerden geçmiş birçok bitki adı bulunmaktadır ve bu sözcüklerin Türkçe eserlerdeki şekilleri de bu eserde görülebilmektedir.

Bu çalışmanın amacı, 15. yüzyıl tıp metinleri içerisinde önemli bir yeri olan Terceme-i Akrabâdîn’i, ses bilgisi, şekil bilgisi, söz dizimi ve söz varlığı açısından incelemek; dil çalışmaları açısından son derece önemli olan dizin ve sözlüğünü hazırlamaktır.

Kapsam

Eserin Türkiye kütüphanelerinde üç nüshası bulunmaktadır: Süleymaniye Kütüphanesi Fatih No. 3536, Millî Kütüphane A. 8522/1, Topkapı Sarayı Müzesi III. Ahmed Kitaplığı 2124. Çalışmada yukarıda zikr edilen her üç nüsha da kullanılmış ancak Süleymaniye Kütüphanesi Fatih No. 3536 numarada kayıtlı nüsha esas alınmıştır.

Çalışma için literatür taraması yapılırken en uygun nüshanın Topkapı Sarayı Müzesi III. Ahmed Kitaplığı 2124 numaralı nüsha olduğu ve çalışmada bu nüshanın kullanılmasının daha münasip olacağı düşünüldü ancak Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinin restorasyonda olması sebebiyle bütün çabalara rağmen yazma temin edilemedi. Adı geçen nüsha çalışmanın tamamlanmasına çok kısa bir zaman kala temin edilebildi. Bu sebeple Topkapı Sarayındaki nüsha sadece okunamayan bazı kelimeler için kullanılabildi. Çalışılabilecek daha doğrusu ulaşılabilen iki nüsha içerisinden de Fatih 3536 numaralı nüsha tercih edildi. Bunun sebebiyse istinsah tarihi itibariyle Fatih nüshasının daha eski olmasıdır. Ancak Millî Kütüphane nüshası çalışmanın tamamında destek nüshası olarak kullanıldı ve asıl nüshadan okunamayan bazı sözcüklerle asıl nüshadaki bir kısım eksiklik ve yanlışlıklar bu nüsha yardımıyla tamamlanıp düzeltildi.

Yöntem

Çalışma, Giriş, İnceleme, Metin ve Dizinler bölümlerinden meydana gelmektedir.

Giriş bölümünde, yazar ve eserleri, çalışılan eserin konusu ve yazmaları üzerinde durulmuş, dönemin önemli tıp yazmaları hakkında bilgiler verilerek incelenen eserin bu eserler içerisindeki yeri ve önemi vurgulanmıştır.

İnceleme bölümü imlâ özellikleri, ses bilgisi, şekil bilgisi, söz dizimi ve söz varlığı alt bölümlerinden oluşmaktadır.

Metin bölümü eserin çeviri yazı alfabesine aktarımından oluşmaktadır. Bu bölümde, dil çalışmalarında yaygın olarak kullanılan çeviri yazı alfabesi kullanılmıştır. Her sayfanın başlangıcına sayfa numaraları, her satırın başına satır numaraları yazılmıştır. Kelimelerin metindeki biçimleriyle okunmasına özen gösterilmiştir.

Eser genel olarak harekesizdir ancak bazı kelimeler ve sayfalar harekelenmiştir. Eserin bu yapısı aynı kelimenin harekesiz şekillerinin okunmasında yardımcı olmuştur. Ancak eserde, aynı kelimenin hareke ile gösterilmiş farklı şekilleri ve harekelenmemiş biçimi de yer alabilmektedir. Bu türden kelimelerde metnin orijinaline sadık kalma düşüncesinden hareketle harekeleniş şekillerinin hepsi yazılmış, aynı sözcüğün harekesiz biçimleriyse doğru olduğu düşünülen harekelenişe göre okunmuştur. Harekeli şekilleri olmayan sözcüklerde ise dönemin dil özelliklerine ve ses uyumuna göre hareket edilmiştir.

Metnin bazı sayfalarında satır üstlerine yazılan çok az sayıdaki kelime, kendi satırlarında, köşeli ayraç içinde verilmiştir.

Çalışmanın ana bölümlerine işaret eden başlıklar koyu yazılmıştır.

Yazmada dikkatsizlik, acelecilik vb. sebeplerle yazılmamış ya da yanlış yazılmış kelimelerin düzeltmeleri diğer nüshalar kullanılarak yapılmış, düzeltme yapılan kelimeler metinde italik (eğik) olarak gösterilmiştir.

Metin bölümü bu şekilde oluşturulduktan sonra, dizin bölümü hazırlanmıştır. Dizin hazırlanırken hata oranını en aza indirebilmek için özel bilgisayar programları kullanılmış, dizini hazırlayabilmek için sözcüklerin üzerine gelen çekim ekleri işaretlenmiştir. Ayrıca Arapça ve Farsça tamlamalar için farklı işaretler kullanılarak tamlamaların da dizine girmesi sağlanmış, bu şekilde kelime grupları da programın karşıladığı ölçüde dizine dâhil edilmiştir. Arapça yapılı tamlamalar madde başı olarak alınmış, ancak Farsça yapılı tamlamalar genellikle madde başlarının alt kategorilerinde gösterilmiştir.

Dizin bölümünde, metinde geçen bütün kelimeler gramer özellikleri göz önünde bulundurularak anlamlarıyla birlikte verilmiştir. Fihrist de dâhil olmak üzere metinde geçen bütün kelimeler ve çekimli şekilleri dizinde yer almaktadır. Madde başı durumundaki kelimeler, fiil kökünden sonra (-), isim kökünden sonra işaretsiz olarak yer almış, sözcüğün anlamı verilmeden önce hangi dile ait olduğu kısaltmalarla gösterilmiştir. Özel isimlerle Türkçe kökenli sözcüklerin kökenleri gösterilmemiştir. Bazen bir kelimenin kökeni yazılırken birkaç kısaltma yer almıştır. Bunun sebebi kelimenin değişik sözlüklerde, farklı menşeli olarak geçmesinden veya bir dilden başka bir dile geçtiğini göstermek içindir. Kökeni bilinmeyen sözcüklerde bu bilinmezliği göstermek için soru işareti (?) kullanılmıştır. Madde başı kelimelerin metinde farklı biçimleri varsa (bk.) kısaltması ile, farklı dillerden alınmış şekilleri ya da eş anlamlıları varsa (krş.) kısaltması ile diğer madde başlarına göndermeler yapılmıştır.

Metinde yanlış yazılan veya harekelenen sözcüklerin doğru yazılışları da sözcüğün anlamı verilmeden önce tırnak işareti kullanılarak gösterilmiştir. Madde başı konumundaki kelimelerin karşısına kelimenin metindeki anlamı yazılmış, daha sonra metnin hangi sayfa ve satırında geçtiğini gösteren numaraları verilmiştir. Metinde kullanılan bitki adlarının madde başlarında Latince karşılıkları da verilmiştir.

Dizinde önce sözcüğün eksiz kullanılışları verilmiştir:

sandal <Ar. Sandal ağacı, ak sandal (Santalum album), kızıl sandal (Pterocarpus santalinus), sarı sandal (Fringilla spinus) olmak üzere üç türü vardır. krş. rih.

  1. 43a/11, 43a/11, 93b/7, 107b/6, 108a/2, 108a/16, 121b/12, 133a/6, 147a/4, 155b/13, 155b/14, 211a/10, 216b/3, 216b/4, 216b/14, 216b/14, 217a/4, 217a/5, 217a/11, 220b/10, 221a/1, 222a/13, 225a/5, 225b/11, 231a/5, 240a/6 [26]

Yukarıdaki sıralamada madde başı sözcüğün yirmi altı yerde eksiz olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu sıralamadan sonra yalın hâlle birlikte oluşturulmuş kelime grupları gösterilmiştir:

ak s. 93b/7, 107b/6, 121b/12, 133a/6, 155b/14, 216b/3, 216b/14, 217a/4, 217a/11, 221a/1, 222a/13 [11]

çüb-ı s. 147a/4

kızıl s. 216b/4, 216b/14, 217a/5, 220b/10 [4]

sıfat-ı şarab-ı s. 155b/13

Yukarıdaki sıralamada madde başı sözcüğün on bir yerde “ak sandal”, bir yerde “çüb- ı sandal”, dört yerde “kızıl sandal” ve bir yerde de “sıfat-ı şarab-ı sandal” biçiminde tamlama oluşturduğu görülmektedir. Daha sonra sözcüğün üzerine gelen ekler gösterilmiş; sözcük, bu ekle grup oluşturuyorsa bu grup, o ekten hemen sonra verilerek diğer ek sıralamasına geçilmiştir:

  1. + dur 277a/5
  2. + ı 106a/9, 109a/11, 109a/17, 155b/16, 211b/13, 218b/10, 221a/9, 238a/13, 258a/13 [9]

[ 36 ]

  1. + ı ahmer 106a/9
  2. + ı ebyaz 109a/17, 211b/13, 218b/10, 221a/9, 258a/13 [5] s. +1 makasın 109a/11 s. + ı sipid 238a/13

Madde başının son ekli yapısının ardından madde başının metinde toplam kullanım sayısı köşeli ayraçla verilmiştir. Yukarıdaki örnekte sandal sözcüğünün metinde toplam otuz altı kere kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Çalışma sonunda yararlanılan kaynakların yer aldığı bibliyografya bulunmaktadır.

Dizin sıralamasında çeviri yazı alfabesine bağlı kalınmış, sıralamada sadece c (£) karakteri sıfır karakter olarak algılanmış, diğer karakterler çeviri yazı sıralamasıyla verilmiştir.

Genel dizinin haricinde metinde kullanılan çekim eklerinin ve kullanıldığı sözcüklerin görülebileceği ek dizini, sözcüklerin kullanım sıklığının görülebileceği sıklık dizini ve metinde kullanılan özel isimlerin görülebileceği özel adlar dizini de hazırlandı. Ayrıca bitki adları verilirken kullanılan Latince sözcüklerin de sıralaması verildi.

Çalışmanın dil bilgisi incelemesi yapılırken ses bilgisi, şekil bilgisi, söz dizimi ve söz varlığı üzerinde durulmuş, art zamanlı karşılaştırmalı dilbilgisi metodu kullanılarak sözcüklerdeki ses ve şekil değişmeleri Eski Anadolu Türkçesinin devamı niteliğindeki Türkiye Türkçesi ile karşılaştırılarak gösterilmiştir. Eser edebî metin olmadığından ve düzenli bir cümle yapısına sahip bulunmadığından ayrıntılı cümle incelemesine girilmemiş, sadece söz dizimindeki aykırılıklar gösterilmiştir.

oku2